Adım Levent Özen. 5 Ekim 1969 yılı Ankara doğumluyum. Yani terazi burcuyum, yükselen burcum ise akrep. 60’lı kuşağın temsilcilerindenim. Baba tarafım Trabzon Sürmene anne tarafım ise Özbekistan göçmeni. Ben ise doğma büyüme Ankara! Anne tarafında çekik göz çok fazla benim de çocukluk fotoğrafların baya Japon çocuğu gibi çıkmış!

Bazı çocukluk fotoğraflarım hariç, tüm bebeklik fotoğraflarım siyah-beyaz. Gençlik fotoğraflarım ise içine nostalji doldurulmuş durumda…
İlk, orta ve liseyi Ankara’da okudum. Üniversite hayatım ise yine aynı şehirdeydi. ODTÜ Fizik mezunuyum. Üniversite hayatıma kadar hiç kalmadan okudum ama İngilizce hazırlık sonrası başladığım fizik bölümünde iki yıl üst üste kalmamı başardım. Sonraki yılları kalmadan atlattım ama son sınıfta işe başladığım için kaydımı bir yıl dondurduğum ve askere geç gitmek için son sınıfı biraz uzattım. Toplamda 9 yılda mezun olmayı başardığım ODTÜ Fizik hem güzel bir gelecek hem de unutulmaz arkadaşlıklar kazandırdı.

Üniversite yıllarında ilgilendiğim “bilgisayar ve bilişim sistemleri” hem üniversite hayatında, hem de mesleki kariyerime yön veren ana unsur oldu.
Yaklaşık 3 ay boyunca İngilizcemi ilerletmek için bulunduğum İngiltere’nin dışında yurtdışına çıkmamıştım. Öğrenciyken çalışmaya başladığım Siemens ile tanıştığım raylı sistemler sayesinde pek çok ülkeye seyahat etme şansım oldu. Bilişim sistemleri konusunda pek çok eğitim aldım bu yıllarda. Hem çalıştım, hem üniversiteyi bitirdim hem de evlendim. Hatta son sınıf finallerine oğlum hazırlandık hep.
Emin Can Özen adında bir oğlum var. Oğlumla birlikte ‘baba olma’ konusunda da kendi kendimi eğittiğimi zannediyorum.
Askerlik sonrası iş için gittiğim Bursa’da uzun yıllar yaşadım. Yine Siemens ile devam ettiğim çalışma hayatım, Çemtaş ve Yapı Merkezi firmalarında da sürdü. Raylı sistemler ve bilişim teknoloji konularında kendimi geliştirdikten sonra kendi firmamı kurdum. ÖzenRay ve RayHaber ile başlayan maceram artık İzmir’de sürüyor.
Doğduğum bu günden günümüze kadar yaşadıklarımı kronolojik sırayla bu web sitesine taşıma çalıştım, umarım başarılı olmuşumdur… İşte gözlerimin önünden akıp giden hayatım:
Her şey soğuk ve karlı bir kış günü sabahında başladı. Üniversitenin ilk sınıfında okuyordum. İlk derse yetişmek için koşturuyordum. Birden bire önüme çıkan kişiyi fark edememiştim. Ona çarptım ve çantasındaki tüm diskleri yere savurdum. ‘Disk’ diyorum ama ilk kez bu kavramla çarpışmıştım. 5,25 inç boyutundaki bu yassı nesneler yere saçılmıştı.…
..devamı
Aslında her insan bir düşünür, bir filozoftur. Düşünce derecesi ve konuları farklı olsa da, insanoğlu düşünebilen bir canlıdır. Düşünce ortamı sanaldır. Beyin “ana işlemci”, hislerimiz “çıktı”, konuşmamız “ baskı“, vücudumuz ise “bilgisayar kasasıdır” aslında! Organik enerji ile kesintisiz çalışırız. 7/24/365. Ben şu anda 40 yaşındayım. Beyin işlemcilerim 14600 gündür kesintisiz…
..devamı
Gençlik yıllarında tuttuğum günlüklerin yerini artık düzenli olarak yazdığım bloglar almıştı. Microsoft firmasının ücretsiz olarak açtığı blog servisini kullanarak yazdığım bloglar oldukça fazla kişi tarafından takip edilmeye başlamıştı. Genellikle teknik konulara değiniyordum yazılarımda… Blog yazma sayesinde oldukça geniş bir arkadaş çevresine sahip olmuştum. 3-4 ay önce internette açılan blog yarışmasını…
..devamı
Normalde terhisim 21 Kasımdı yani oğlumun doğum günene yetişemeyecektim ama hiç izin kullanmazsam 10 Kasım öncesi erken terhisle eve dönebiliyordum. Ben de öyle yaptım hiç izin kullanmadım ve oğlumun doğum güne yetiştim… 1998 yılının çoğunu askerlikle geçirdiğim için üniforma giymeye çok alışmıştım ama askerlik biter bitmez hemen iş üniformam olan…
..devamı
Aslında askerlik görevimi hemen okuldan sonra tamamlamam gerekirdi, sonra evlilik sonra da çocuk aşamalarını yaşamalıydım. Benjamin Button gibi hayatımın bir kısmını tersten yaşadığımı hissettim aşağıdaki sevk emrini aldığımda STATÜSÜ : 8 AYLIK ER SEVK TARİHİ : 21/03/1998 (TEST VE MÜLAKAT MERKEZİNE SEVK) TERHİS TARİHİ : 22/11/1998 İşin sevindirici kısmı askerliğimi…
..devamı
Günde neredeyse 100 km’lik yol yapıyorum hemde şehir içinde. Önce Can’ı anneme ya da kavınvalideye bırakıyorum sonrada Ofise gidiyorum. Öğle olmadan Atölye’ye öğle arasında ise ODTÜ’ye gidip tekrar Ofise dönüyorum. Dönüşte yine aynı terane… Önce Can ve eski eşimi alıyorum sonra da eve geliyoruz. 20:00 civarında ben dışında evde herkes…
..devamı
Can benim çalışma masasına el koymuş durumda. Aslında fazla oynayıp düşmesin diye sandalyeyi yapıştırmışım. Masada beni bekleyen hem bilgisayar işleri hem de okul ödevleri dururken Can oldukça mutlu. Mouse ile bütünleşmiş. Masaüstü ise oldukça dolu ve benim için bile oldukça karmaşık.
9 Kasım 1994 Çarşamba günü kontrol için doktora gittiğimizde, yarın sabah erken gelin ilk sizi doğuma alacağım dediğinde şok olmuştum. 10 Kasım’da tatil değil mi? diye sorduğumda ise, herkes gülmüştü… Ertesin gün doğumhaneye gittik ve gerçektende ilk doğuma eski eşimi aldı doktor… Saat 09:05’te hemşire geldi ve bize müjdeyi verdi.…
..devamı
29 Ocak 1994 tarihinde evlendim
Gazetede gördüğüm ilk iş ilanına başvurmuştum ve beni görüşme için çağırmışlardı. İçinde fazla bir tecrübe barındırmayan özgeçmişimle gittiğimde ise İngilizce bir iş görüşmesi yapmıştık. Alman ticari müdürle olan mülakatta sorduğu soruyu daha dün gibi hatırlıyorum: Can you work with stupid Germans? Of course I can since I am s stupid…
..devamı